09 Şubat 2010 02:50:35
GERÇEK MUHTIRA - aamedya.com AA MEDYA - Şunu katiyen bilmelisiniz ki; “Devletimizin hazinesi ve gelirleri” hiçbir kimsenin veya zümrenin şahsına ait olmayıp GERÇEK MUHTIRA - Haber'in Adresi Güncel Haberler
Dikkat çeken birliktelik

Tutanaksız ´yol tutmanın´ zararı çok

GERÇEK MUHTIRA

Şunu katiyen bilmelisiniz ki; “Devletimizin hazinesi ve gelirleri” hiçbir kimsenin veya zümrenin şahsına ait olmayıp

YOLUNUZ SEFAHET, SONUNUZ FELAKETTİR !

Sayın T.B.B.M ve Hükümet Üyeleri,

Şunu katiyen bilmelisiniz ki; “Devletimizin hazinesi ve gelirleri” hiçbir kimsenin veya zümrenin şahsına ait olmayıp sadece milletimize ait müşterek bir emanet olduğundan dolayı milletimizin başındaki “yasal” yetki sahibi müdebbirlerin ( Hükümetlerin ve Milletvekillerinin ve Belediye başkanlarının) ifa etmekle mükellef bulundukları en ehemmiyetli asli vazifesi mutlak surette kendilerini de aynı milletin bir ferdi olarak telakki etmek şartıyla milletimizin her ferdini “Devletimizin hazinesinden ve gelirlerinden” en iktisadi ve adil surette istifade ettirerek hakiki sosyal adaleti ve maddi terakkiyi temin ettirmektir.

Fakat yıllardır ülkemizi idare etmiş olan evvelki yetki sahibi müdebbirler gibi sizler de hakiki iktisat ve adalet ölçülerine aykırı yasalar vasıtasıyla irtikap ettiğiniz haksız kazanç, israf ve sefahet fiillerinin neticesinde gayet derecede zengin olan ülkemizde maalesef milletimizi aşağıda izah edilen üç şekilde sömürerek varlık içinde fakirliğe ve sefalete mahkum ettiniz: Şöyle ki ;

BİRİNCİSİ : “Devletimizin hazinesini ve gelirlerini” teşkil ederken ehliyetsizliğin ve acziyetin ifadesi olarak tavassut ettiğiniz vergi, para cezaları, harçlar ve zamların çok büyük bir kısmı hakiki iktisat ve adalet ölçülerine aykırı olup yasallaştırılmış gasp şeklindeki “yasal” sömürüdür.

( Mesela; motorlu taşıt vergisi, trafik para cezaları, akaryakıt vergisi, haberleşme vergileri, özel tüketim vergileri, ruhsat harçları, vs … )

İKİNCİSİ : Ülkemizdeki muayyen bir zümrenin “devletimizin hazinesinden ve gelirlerinden” halen almakta olduğu maaş ve sosyal kazançların çok büyük bir kısmı hakiki iktisat ve adalet ölçülerine aykırı olup yasallaştırılmış haksız kazançlar şeklindeki “yasal” sömürüdür.

( Mesela; Milletvekillerinin, Belediye Başkanlarının maaş ve sosyal imtiyazları, diğer kamu personelinin aralarındaki maaş ve ücret adaletsizliği, dokunulmazlık imtiyazları, senelik izin kullanma imtiyazları, sağlık hizmetlerinden istifade etme imtiyazları, vs…)

ÜÇÜNCÜSÜ : “Devletimizin hazinesinin ve gelirlerinin” ülkemizdeki bazı şahıslara haksız menfaat temin edebilmek amacıyla fuzuli mesailer, fuzuli makamlar, fuzuli icraat ve her türlü yanlış mecra için harcanması neticesinde ortaya çıkan fuzuli maliyet ve sarfiyat da hakiki iktisat ve adalet ölçülerine aykırı olup yasallaştırılmış israf şeklindeki “yasal” sömürüdür.

( Mesela; Milletvekili miktarının lüzumundan en az dört misli fazla oluşu, diğer idari ve siyasi makamların lüzumundan en az 20 misli fazla oluşu, lüzumsuz devlet seyahatleri, siyasi partilere yapılan hazine yardımları, yanlış istihdam, TOKİ konutları icraatı vs..)

İşte çok bariz ve bedihi bir surette ispat ve izah edildiği üzere çok dehşetli seviyelerdeki “milletin hukukunun gasp edilmesi, sınıf ayrımcılığı ve küfran-ı nimet” suçlarını tazammum eden mezkur “yasal” sömürünün neticesinde ülkemizde zuhur eden ve etmekte olan ekonomik kriz, maddi zillet, kıtlık, anarşi, terör, hırsızlık, fuhşiyat, gaspçılık, cinayetler, cinnetler, intiharlar, gayr-ı meşruluk, boşanmalar, aile faciaları, hastalıklar ve bunların maddi ve manevi neticelerinin ilk ve en büyük vebali sizindir !

Çünkü hem fail hem müsebbip hem de mesulsünüz !

Böylesi dehşetli bir vebalin failleri, müsebbipleri ve mesullerinin dünya hayatında olmasa bile kabir ve ahiret hayatındaki vaziyetlerinin dehşetli vehametleri bir çok rivayat ve ahkam-ı kudsiyede kati ve çok aşikare olarak ihbar edilmiştir !

O halde böylesi bir vaziyet karşısında hem kendinizin halen üzerinde bulunan çok dehşetli vebalden hem de milletimizin sefaletten kurtarabilmesi için mutlak surette aşağıdaki üç maddelik çözüm formülünü “yasal” vasıtasıyla ve aynen icra ve tatbik ettirmek mecburiyetindesiniz ! Hem de çok acilen !

1- Mesailerimiz yeniden tanzim edilmelidir.

2- Yardımlaşma düsturlarımız kolaylaştırılmalıdır.

3- Mabeynimizdeki emniyet tesis edilmelidir.

Başka kurtuluş çaresi yok !

Zira, kendisini ıslah etmeyenin başkasını ıslah etmesi mümkün olmadığından dolayı milletini “yasalar” vasıtasıyla ve “yasallık” bahanesiyle sömürenlerin de sefaleti önleyebilmeleri mümkün değildir.

Bu itibarla sizleri en hakikatli bir surette ikaz ederek en hakikatli çözüm yolunu da gösterdiğim için sığınabileceğiniz herhangi bir hakikatli bahaneniz de kalmadı artık !

Sakın ola ki dünyevi yasalara, kalabalıkların teveccühlerine, ulemanızın fetvalarına itimat ederek veya Avrupa Birliği, IMF, türban meselesi, siyasi boğuşmalar vb. gibi suni bahanelerin arkasına sığınarak kurtulabileceğinizi zannederek aldanmayın.

Çünkü bu mutemetlerin ve bahanelerin hepsi hakikat harici olduğu için yeryüzünde yalnızca hakikati icra edenler kurtulacaktır.

Yani, herkes aldansa da hakikat aldatılamaz ve hakikatbin aldanmaz !

Yani, dünyada sömürerek abad olanlar, ahirette kahır ile berbad olurlar !

Haydi, aklınızı başınıza alın ve acele davranın ! Çünkü her saniye aleyhte işliyor ve vebaliniz de sürekli çoğalıyor.

Benden söylemesi… Tercih sizindir… Saygılarımla …

Y. Selim TÜRKOĞLU e-mail : y.s.turkoglu@hotmail.com

AAHaber Özel

Bu haber 3824.2 defa okundu.

SÖZ SİZDE ! YORUMLAR İNCELENDİKTEN SONRA YAYINLANACAKTIR

güzel yazı

muhtıra başlığı dikkat çekmek içinmi bilmem ama konunun içeriği harika bu muhtira olmalımı olmamalımı orsaını bilemeyeceğim ama hükümet bu dediklerinizi yapmaz neden derseniz bu hükümet ilk akp kurulduğunda halktan yana görünüyordu ama şimdi büyük patronların yanında görünüyor halkı unuttu ne zaman seçim yakınlaşır ozaman tekrar halka gelir oldu diğer partilewrden farkı kalmadı gibi ama bu hesap bir gün ödenir bu yazının sahibi iyi yazmış yazmasınada burada okuyanlar eğer etkili birileriise lütfen gerekli yerlere ulaştırsın uyarıda bulunsun saygılar........

03 Mayıs 2008 19:06:08

herkese hayırlı sabahlar diliyorum bu zamana kadar sabahın bu saatinde okuduğum en değişik yazı bu teşekkür ediyorum

29 Nisan 2008 07:45:03

ŞEHİT kardeşim haklı bende destek veriyorum yazar beyden buna benzer başka yazılar bekliyoruz

26 Nisan 2008 09:44:19

sayın Türkoğlunun iktisat bilgisi çok sağlam. Aynı zamanda Türkçeyi de çok iyi kullanıyor. İkisi birleşince ortaya harika bir makale çıkmış.Bugüne kadar okuduğum en samimi ve cesur bir uyarı yazısı.Her babayiğitin harcı değildir. Tebrikler kardeşim

22 Nisan 2008 11:59:56

mesai ne demek

arkadaşlar, bence mesai kelimesi çalışma hayatıyla alakalı her şey demektir. sayın yazarın kelime haznesi çok kuvvetli olduğuna şüphe yok. belki siz yanlış anlıyorsunuz sanırım. çok güzel ve akademik bir yazı.

21 Nisan 2008 14:16:45

yetkilileri uyarmanız çok güzel ama mesailerin düzenlenmesi derken bu konu çok önemlimi sizce yani sabah kaçta gidilecek akşam kaçta işten çıkılacak çok önemli değil bence yada başka bieşey anlatmak istediniz mesaiden ben anlayamadım kusurabakmayın

21 Nisan 2008 13:40:40

sayın turkoğlu merhaba yazılarınızı okumaktayım ama bu üç maddenin önemini tam anlayamadm

21 Nisan 2008 11:32:28

Son Dakika Haberler